GNSS'ten bağımsız navigasyon, hava aracının konum, hız ve yönelim bilgisini uydu sinyaline ihtiyaç duymadan hesaplayabilmesini ifade eder. Bunun için üzerindeki sensörler, görüntü işleme algoritmaları ve gerektiğinde harita verilerinden yararlanır.
Sistem; ataletsel ölçümler, görüntü tabanlı konumlama, optical flow tabanlı hareket kestirimi ve sensör füzyonu gibi teknolojileri birlikte kullanır. Bu teknolojiler, hava aracının çevresini algılamasına ve hareketini doğru şekilde hesaplamasına yardımcı olur.
Böylece uydu konumlama sistemleri devre dışı kaldığında veya elektronik karıştırmaya maruz kaldığında bile platform rotasını koruyabilir ve görevine güvenle devam edebilir.
Modern muharebe sahasında bu kabiliyet artık bir tercih değil, görev sürekliliğinin temel şartlarından biridir. Elektronik Harp (EH) sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte uydu sinyallerinin kesildiği, karıştırıldığı veya yanıltıldığı senaryolar daha sık görülmektedir. Bu yazıda GNSS’in neden kırılgan olduğunu, uydudan bağımsız seyrüseferin hangi yöntemlerle sağlandığını ve STM tarafından geliştirilen KERKES teknolojisinin bu probleme nasıl çözüm sunduğunu inceliyoruz.
GNSS, yani Küresel Uydu Seyrüsefer Sistemi; GPS, GLONASS, Galileo ve BeiDou gibi uydu takımyıldızlarının tamamını kapsayan genel bir terimdir. GNSS alıcıları, uydulardan gelen sinyallerin varış sürelerini ölçerek üç boyutlu konum ve zaman bilgisini hesaplar. Günümüzde insansız hava araçları başta olmak üzere birçok platform, konumunu belirlemek, rotasını planlamak ve görevini güvenli şekilde icra edebilmek için büyük ölçüde GNSS verisine ihtiyaç duyar.
GNSS sistemlerinin en büyük zafiyeti, uydu sinyallerinin yeryüzüne ulaştığında oldukça zayıf olmasıdır. Yaklaşık 20.000 kilometre uzaklıktaki uydulardan gelen bu sinyaller, EH ortamlarında karıştırılabilir veya sahte sinyallerle yanıltılabilir.
Bu durum üç temel tehdidi beraberinde getirir:
Harekât sahasında GPS ve RF erişiminin kesildiği ya da karıştırıldığı durumlarda, konum, hız ve yönelim bilgisini güvenilir biçimde üretemeyen bir platform için görev iptali, rota kaybı veya platform kaybı riski ortaya çıkar.
GNSS’ten bağımsız navigasyon; ataletsel navigasyon, görüntü tabanlı navigasyon, flow tabanlı hareket kestirimi ve sensör füzyonu gibi yöntemlerin birlikte kullanılmasıyla sağlanır. Bu yöntemler, platformun yalnızca uydu sinyaline bağımlı kalmadan konumunu ve hareketini kestirmesine imkân tanır.

Ataletsel navigasyon sisteminin merkezinde ataletsel ölçüm birimi bulunur. İvmeölçerler doğrusal ivmeyi, jiroskoplar ise açısal hızı ölçer. Navigasyon bilgisayarı bu ölçümleri kullanarak platformun hızını, konumunu ve yönelimini bilinen bir başlangıç noktasına göre sürekli hesaplar. Bu yaklaşıma konum kestirimi denir.
Ataletsel navigasyonun en önemli avantajı, dış sinyale ihtiyaç duymamasıdır. Bu nedenle karıştırma veya yanıltma tehdidinden doğrudan etkilenmez. Ancak sensör ölçümlerindeki küçük hatalar zaman içinde birikebilir. Bu yüzden ataletsel sistemler genellikle görüntü tabanlı yöntemler ve diğer sensör kaynaklarıyla desteklenir.
Görüntü tabanlı navigasyonda platform, kamera görüntülerini analiz ederek çevredeki görsel referanslara göre konumunu, yönelimini ve hareketini kestirir. Bu yaklaşım, farklı kullanım senaryolarına göre harita destekli veya haritasız şekilde uygulanabilir.
Harita destekli kullanımda, platformun kamerasından alınan görüntüler önceden yüklenmiş referans haritalar veya ortofoto verileriyle karşılaştırılabilir. Bu yöntem, uygun ve güncel harita verisinin mevcut olduğu durumlarda mutlak konum kestirimini destekleyen değerli bir referans sağlar.
Bununla birlikte GNSS bağımsız seyrüsefer kabiliyeti yalnızca ortofoto haritasına bağlı değildir. Harita verisinin bulunmadığı veya güncel olmadığı sahalarda da platform, görüntü akışı üzerinden hareketini takip ederek görev icrasını sürdürebilir. Flow tabanlı yöntemler, ardışık kamera görüntüleri arasındaki değişimi analiz ederek platformun yer değiştirmesini, yönelimini ve göreli hareketini kestirmeye yardımcı olur. Böylece sistem, GNSS sinyali olmadan ve önceden hazırlanmış ortofoto haritasına ihtiyaç duymadan da rotasını koruyabilir.
Bu yaklaşım özellikle taktik sahada önemlidir. Çünkü her görev bölgesi için yüksek çözünürlüklü, güncel ve kullanılabilir ortofoto verisine erişim mümkün olmayabilir. Bu nedenle haritasız görev icrasını destekleyen flow tabanlı yöntemler, GNSS Bağımsız Navigasyon ortamlarda operasyonel esnekliği artırır.
Sensör füzyonu, ataletsel ölçümlerden, kamera görüntülerinden, flow tabanlı hareket kestiriminden ve varsa harita destekli konum verilerinden gelen bilgilerin tek bir seyrüsefer çözümünde birleştirilmesidir.
Ataletsel sistem kesintisiz ve yüksek frekanslı veri sağlar. Görüntü tabanlı yöntemler çevresel referans üretir. Flow tabanlı hareket kestirimi, platformun ardışık görüntüler üzerinden göreli hareketini takip eder. Harita destekli kullanım ise uygun veri mevcut olduğunda mutlak konum kestirimine katkı sağlayabilir.
Bu kaynakların birlikte değerlendirilmesiyle platform, GNSS sinyaline ihtiyaç duymadan daha güvenilir bir konum, hız ve yönelim bilgisi üretebilir. GNSS'ten bağımsız navigasyon, tek bir teknolojiye değil, birbirini tamamlayan farklı yöntemlerin birlikte kullanılmasına dayanır. Her yöntemin kendine özgü avantajları ve sınırlılıkları bulunur. Bu nedenle modern hava araçlarında, güvenilir ve kesintisiz navigasyon sağlamak amacıyla birden fazla yaklaşım birlikte kullanılır. Aşağıdaki tabloda bu temel navigasyon yöntemleri özetlenmiştir.
Navigasyon Yöntemi | Temel Veri Kaynağı | Avantajı | Sınırlılığı |
Ataletsel navigasyon (INS) | İvmeölçer ve jiroskop | Dış sinyale ihtiyaç duymaz, kesintisiz çalışır. | Hata zamanla birikebilir. |
Görüntü tabanlı navigasyon | Kamera görüntüleri | Çevresel referanslardan yararlanarak konum kestirimini destekler. | Görüş ve ışık koşullarından etkilenebilir. |
Harita destekli navigasyon | Kamera görüntüsü ve referans haritalar | Uygun harita verisiyle konum doğruluğunu artırabilir. | Güncel ve doğru harita verisi gerektirir. |
Gerçek operasyonlarda bu yöntemler tek başına kullanılmaz. Hava aracı; ataletsel navigasyon, kamera tabanlı sistemler ve diğer sensörlerden elde edilen verileri sensör füzyonu algoritmalarıyla birleştirir. Böylece her yöntemin zayıf yönleri dengelenirken, daha doğru ve güvenilir bir navigasyon çözümü elde edilir.
INS
\
Kamera ------> Sensör Füzyonu ------> Konum + Yön + Hız
/
Harita
GNSS’ten bağımsız seyrüsefer; EH tehdidinin yoğun olduğu harekât sahalarında keşif, gözetleme, hedef tespiti ve taarruz görevlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için kritik önem taşır. Uydu sinyalinin fiziksel olarak zayıfladığı bölgeler, kapalı vadiler, yoğun yapılaşma alanları ve sinyalin kasıtlı olarak bastırıldığı sahalar bu kabiliyetin öne çıktığı ortamlardır.
Taktik seviyede görev yapan mini İHA’lar bu tabloda özel bir yere sahiptir. Cephe hattına yakın görev yaptıkları için EH etkisine doğrudan maruz kalırlar. Aynı zamanda sahadaki birliklerin anlık durum farkındalığı için kritik veri üretirler. GNSS kesintisi nedeniyle görevini sürdüremeyen bir platform, karar vericileri en kritik anda sahadan gelecek bilgiden mahrum bırakabilir.
Bu nedenle GNSS bağımsızlığı; yalnızca bir navigasyon özelliği değil, görev güvenilirliği, platform dayanıklılığı ve operasyonel süreklilik açısından stratejik bir kabiliyettir.
KERKES, uydu konumlama sistemlerinin devre dışı kaldığı veya güvenilir olmadığı ortamlarda İHA’ların otonom seyrüsefer ve görev icrası yapmasını sağlayan, STM tarafından geliştirilen milli bir GNSS Bağımsız Seyrüsefer Teknolojisidir.
Sistem; platform üzerindeki sensörlerden alınan görsel verileri, ataletsel sensör verileriyle birlikte değerlendirir. Bilgisayarlı görü, derin öğrenme, flow tabanlı hareket kestirimi ve sensör füzyonu teknikleri sayesinde GNSS sinyaline bağımlı kalmadan konum ve hareket kestirimi üretir.
KERKES’in önemli yönlerinden biri, farklı görev koşullarına uyarlanabilir yapısıdır. Uygun referans veri mevcut olduğunda harita destekli konumlama kabiliyeti kullanılabilir. Harita verisinin bulunmadığı sahalarda ise görüntü akışı ve flow tabanlı yöntemlerle GNSS bağımsız görev icrası desteklenebilir. Böylece sistem, yalnızca ortofoto haritasına bağlı çalışan bir çözüm olmaktan öte, farklı saha koşullarında görev sürekliliğini artıran esnek bir seyrüsefer kabiliyeti sunar.
KERKES Projesi, T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile STM arasında 23 Ağustos 2019 tarihinde imzalanan Küresel Konumlama Sistemi Bağımsız Otonom Seyrüsefer Sistemi Geliştirilmesi Projesi kapsamında hayata geçirilmiş; kabulü başarıyla tamamlanarak teslim edilmiştir.

KERKES teknolojisi, STM’nin milli gözcü İHA sistemi TOGAN’a entegre edilerek sahada somut bir kabiliyete dönüştürülmüştür. KERKES entegreli TOGAN, GNSS sinyalinin olmadığı veya güvenilirliğini kaybettiği ortamlarda keşif, gözetleme ve hedef tespiti görevlerine devam edebilecek şekilde geliştirilmiştir.
Tek personel tarafından taşınıp kullanılabilen TOGAN, taktik sahada hızlı konuşlanma ve görev icrası avantajı sunarken; KERKES entegrasyonu sayesinde EH kaynaklı GNSS kesintilerine karşı daha dayanıklı bir yapı kazanır. Bu kabiliyet, özellikle ileri hatlarda görev yapan birliklerin kesintisiz durumsal farkındalık ihtiyacına katkı sağlar. STM, KERKES entegreli çok sayıda TOGAN’ın Türk Güvenlik Güçlerine teslim edildiğini duyurmuştur.
KERKES'in kullanım alanı yalnızca TOGAN ile sınırlı değildir. STM, GNSS'ten bağımsız navigasyon kabiliyetini farklı otonom platformlara ve görev konseptlerine taşımaya yönelik çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kapsamda KARGU'ya yönelik entegrasyon faaliyetleri ve GNSS'ten bağımsız görev yapabilen Kamikaze Sürü İHA konseptleri, KERKES'in tek bir platform için geliştirilen bir çözüm olmanın ötesinde, daha geniş bir otonom sistem mimarisinin önemli bir bileşeni olarak konumlandırıldığını göstermektedir.Bu yönüyle KERKES; yalnızca bir gözcü İHA seyrüsefer çözümü değil, STM’nin otonom sistemler, sürü kabiliyeti ve EH ortamında görev sürekliliği vizyonunu destekleyen stratejik bir teknoloji olarak öne çıkmaktadır.

Geleceğin muharebe sahasında otonom platformların yalnızca uçabilmesi değil, haberleşme ve konumlama desteğinin kısıtlandığı ortamlarda da görevini sürdürebilmesi beklenmektedir. Bu nedenle GNSS bağımsız seyrüsefer kabiliyeti, otonom sistemlerin gerçek harekât koşullarındaki etkinliği açısından belirleyici hale gelmektedir.
STM’nin bu alandaki yaklaşımı, tek bir platforma çözüm geliştirmekten daha geniştir. KERKES ile kazanılan GNSS bağımsız seyrüsefer kabiliyeti; TOGAN gibi gözcü İHA sistemlerinden KARGU gibi vurucu İHA platformlarına ve sürü/kamikaze konseptlerine uzanan daha geniş bir otonom sistem mimarisini desteklemektedir.
Bu yaklaşım; yapay zekâ, bilgisayarlı görü, sensör füzyonu ve otonom karar destek teknolojilerinin bir araya getirilmesiyle, iletişimin ve uydu konumlama desteğinin kısıtlandığı sahalarda görevine devam edebilen platformların geliştirilmesini hedeflemektedir.
GNSS, tüm küresel uydu seyrüsefer sistemlerini kapsayan genel terimdir. GPS ise bu sistemlerden yalnızca biridir. ABD’nin işlettiği GPS’in yanı sıra GLONASS, Galileo ve BeiDou gibi sistemler de GNSS kapsamındadır.
GNSS denied ortam; uydu konumlama sinyalinin alınamadığı, karıştırıldığı, yanıltıldığı veya güvenilirliğini kaybettiği görev ortamını ifade eder. Bu tür ortamlarda platformun yalnızca GPS/GNSS verisine bağlı kalmadan görevini sürdürebilmesi gerekir.
Karıştırma, GNSS frekanslarında güçlü gürültü yayını yaparak İHA'nın uydu sinyalini almasını engeller. Konum ve hız bilgisini üretemeyen platform rotasını koruyamaz; görev iptali veya platform kaybı riski doğar. GNSS bağımsız seyrüsefer teknolojileri, konum çözümünü uydu sinyaline dayandırmadığı için bu tehditten etkilenmez.
KERKES, STM’nin milli gözcü İHA sistemi TOGAN’a entegre edilmiştir. Bunun yanında KARGU platformuna entegrasyon çalışmaları ve GNSS Bağımsız Navigasyon ortamda görev yapabilecek Kamikaze SÜRÜ İHA sistemi yaklaşımı kapsamında da bu kabiliyetin farklı otonom platform ve konseptlere yaygınlaştırılması hedeflenmektedir.