Tek bir dronun görev yapması artık hayatımızın sıradan bir parçasıdır. Ancak günümüzde insansız sistemler yalnızca tekil platformlarla sınırlı değil; birden fazla dronun aynı göreve koordineli şekilde katıldığı sürü yapıları, hem sivil hem askerî kullanım alanlarında önemli bir dönüşümü temsil eder. Bu dönüşüm, doğadaki sürü davranışlarının teknolojiye uyarlanmasıyla ortaya çıkan “sürü zekâsı” konseptine dayanır.
Sürü dronlar, çevrelerini algılayabilen, bilgi paylaşabilen ve belirli görevleri birlikte icra edebilen otonom sistemlerin oluşturduğu kolektif biliş sağlayan yapılardır. Türkiye’de bu alanda uzun süredir Ar-Ge çalışmaları yürüten kurumların başında STM gelmektedir.

Basit tanımıyla sürü dron sistemi; birden fazla insansız hava aracının ortak görev bilinciyle koordineli çalışmasını ifade eder. Ancak bu koordinasyon oldukça gelişmiş teknik altyapılar gerektirir. Bir sürü sisteminde dronların:
Bu yeteneklerin temelinde “sürü zekâsı” (swarm intelligence) konsepti vardır. Bu konsept, her unsurun bireysel veri ve kararlarını kullanırken aynı zamanda tüm sistemin davranışına katkıda bulunduğu dağıtık bir akıl yapısını temsil eder.
Sürü sistemleri iki ana mimariye dayanır:
STM sürü zekasında dağıtık mimari gözetilmiştir; bu sayede sistem, görev sırasında bireysel dron kayıplarını tolere edebilir, değişen ortam koşullarına dinamik ve gerçek zamanlı tepki verebilir.
Sürü dron teknolojisine yönelimin arkasında birkaç temel faktör bulunuyor:
Bu özellikler, hem askerî kullanımlarda hem de afet yönetimi, arama-kurtarma, keşif, sınır güvenliği gibi alanlarda sürü dronları önemli bir çözüm hâline getiriyor.
Sürü dronların koordinasyonu, bir dizi gelişmiş mühendislik bileşeninin uyumlu çalışmasıyla sağlanır:
Bu yapıda her dron, çevresel faktörleri algılar ve sürü davranışına katkı sağlayacak kararları alır. Eğer sahada farklı türde hedefler bulunuyorsa (örneğin personel ve araç), dronlar bunları yapay zekâ tabanlı nesne tespiti algoritmalarıyla tanıyabilir. Ancak bu noktada STM’nin benimsediği “man-in-the-loop” prensibi devreye girervehedef seçimi ile angajman kararı operatör tarafından verilir.
Sistem, hedef tipini tanıyabilir ve operatöre seçenek sunabilir; ancak hangi mühimmatın hangi sayıda hangi hedefe yönlendirileceği her zaman kullanıcı kontrolündedir.

STM, sürü dron kabiliyetlerini yalnızca yazılım geliştirme düzeyinde değil; platform entegrasyonu, haberleşme altyapısı, seyrüsefer çözümleri ve elektronik harp dayanımı gibi pek çok bileşeni içeren bütüncül bir yaklaşımla geliştiriyor[1].
D.1. Yapay Zekâ Tabanlı Nesne Tespiti
STM sürü dron sistemi:
D.2. Sürüye Katılım ve Ayrılma
Görev sırasında sisteme yeni sürü elemanı eklenebilir veya mevcut bir eleman çıkarılabilir. Sürü yapısı, bu değişikliklere gerçek
Sürü sistemleri genel olarak iki farklı yapıda ele alınır: “homojen” ve “heterojen” sürü.
Homojen sürü, aynı tip ve aynı görev kabiliyetine sahip dronlardan oluşur. Bu yapı özellikle:
STM’nin gerçekleştirdiği 6’lı veya 12’li KARGU sürü uçuşları, homojen sürüye en net örneklerden biridir. Bu yapı, sistemin kararlılığını ve temel sürü davranışlarının çoklu platformlar arasında tutarlı şekilde uygulanabilirliğini göstermesi açısından önemlidir.
D.2.2.Heterojen Sürü
Heterojen sürüde ise farklı tipte, farklı görevlere sahip dronlar birlikte görev icra eder.
Örneğin:
Bu yapı, sahada çok daha yüksek esneklik ve görev etkinliği sağlar. Örneğin TOGAN’ın tespit ettiği bir hedefin bilgisi sürü içinde paylaşılabilir ve operatör uygun KARGU’yu hedefe yönlendirebilir. Farklı harp başlıklarına sahip KARGU’ların aynı sürü içinde yer alması da heterojen sürü kabiliyetinin bir başka örneğidir[1].
F. Platform Entegrasyonları ve Uygulama Alanları

STMDENGİZ WECDIS ve ECDIS sistemleri bugün:
gibi kritik projelere entegre edilmiş/edilmektedir.
Bu uygulamalar, sistemin farklı boyuttaki askeri ve ticari platformlarda ölçeklenebilir bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.
Sürü yapısının en önemli operasyonel avantajlarından biri, çok sayıda dronun aynı anda ve koordineli biçimde hedef bölgesine yönlendirilebilmesidir. Bu kabiliyet, askeri literatürde satürasyon saldırısı olarak tanımlanır.
Satürasyon saldırısının temel amacı, savunma sistemlerini “hedef doygunluğuna” ulaştırmaktır. Yani savunma sistemleri aynı anda gelen çok sayıda unsurla baş edemediğinde:
Sürü dronlarda bu etki şu şekilde ortaya çıkar:
STM’nin homojen ve heterojen sürü mimarileri, satürasyon etkisinin kontrollü ve operatör yönlendirmeli biçimde uygulanabilmesi için gerekli iletişim ve koordinasyon altyapısına sahiptir[1].
Dronların otonom uçuş, konumlama ve görev icrası süreçlerinde GNSS (“Küresel Seyrüsefer Uydu Sistemleri”) kritik bir rol oynar. Hem konum doğruluğunun hem de rota takibinin büyük ölçüde GNSS’e dayanması, özellikle sürü yapılarında hassas koordinasyonun sağlanması için hayati önem taşır. Bu nedenle GNSS sistemine yönelik tehditler, sürü dronların operasyonel etkinliğini doğrudan etkiler.
Sürü dronların operasyonel etkinliğini etkileyen en önemli faktörlerden biri, elektronik harp (“EH”) tehditleridir. EH saldırıları genellikle:
STM, sürü sistemlerinin bu tür tehditlere karşı dayanıklılığını artırmak için iki ana teknoloji kullanmaktadır:
CRPA (“Controlled Reception Pattern Antenna/Kontrollü Alım Desenli Anten”) anten teknolojisi, GNSS sinyalinin bozulduğu ortamlarda dronun daha sağlıklı sinyal almasını sağlar. Bu sayede:
CRPA özellikle sürü uçuşlarında kritik öneme sahiptir; çünkü çarpışma önleme, formasyon koruma ve rota takibi büyük ölçüde doğru konum bilgisine dayanır.
STM’nin geliştirdiği KERKES teknolojisi, GNSS’in tamamen kullanılamadığı durumlarda devreye giren bir görüntü destekli otonom seyrüsefer çözümüdür. Görüntü tabanlı haritalama ve ataletsel sensör verilerinin birleştirilmesiyle dronun yönünü ve konumunu tahmin etmesini sağlar.
Bu sayede:
EH dayanımı, sürü dronların gerçek sahada kullanılabilirliğinin en kritik göstergelerinden biridir. STM’nin CRPA ve KERKES entegrasyonu bu alanda önemli bir güvenlik katmanı sağlar.
[1] https://www.stm.com.tr/tr/haberler/vurucu-iha-kargulardan-suru-operasyonu
Modern harekât ortamlarında yüksek yoğunluklu hava savunma ağlarının baskılanması ve imhası, sürü dronların heterojen kapasitesi sayesinde daha esnek, maliyet etkin ve hızlı uygulanabilir hâle gelmiştir. Heterojen sürü mimarisi, farklı görev yeteneklerine sahip dron tiplerinin tek bir sürü zekâsı altında koordineli çalışmasını sağlar. Bu sayede SEAD (Düşman Hava Savunmasının Baskılanması) ve DEAD (Düşman Hava Savunmasının İmhası) görevlerinde çok katmanlı ve adaptif bir operasyon uygulanabilir.
Bu konseptte sürü; farklı arayıcı başlıklar, sensör setleri ve harp başlıklarıyla donatılmış çeşitli dronlardan oluşur ve tespit, karıştırma–yanıltma ile imha görevlerini koordineli şekilde paylaşır.
Düşman radar yayınlarını ve jammer faaliyetlerini algılayarak hava savunma unsurlarının konumlarını tespit eder.
Tespit edilen hava savunma unsurlarını karıştırır, yanıltır, radarlarını geçici süreyle kullanılamaz hâle getirir veya yanlış hedefler üretir.
Karıştırma ve aldatmanın ardından, taşıdığı harp başlığı ve hedef türüne göre görevlendirilen dronlar kritik hava savunma noktalarına hassas saldırı gerçekleştirir.
Sonuç olarak, STM’nin heterojen sürü dron mimarisi, SEAD/DEAD görevlerinde hem elektronik harp üstünlüğü hem de kinetik etkiyi bir arada sunarak modern taarruz operasyonlarında da stratejik bir güç çarpanı oluşturacaktır.
STM’nin sürü dron kabiliyeti çeşitli tatbikatlarda test edilerek doğrulandı:
Bu uygulamalar, sürü dron teknolojisinin konsept aşamasından operatif seviyeye taşındığını ve sahaya yönelik kullanım potansiyelinin yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
[1] https://www.stm.com.tr/tr/haberler/ates-serbest-tatbikatinda-suru-drone-operasyonu
[2] https://www.stm.com.tr/tr/haberler/stmnin-suru-ihalari-haydar-aliyev-tatbikatinda-goz-doldurdu

Sürü dron teknolojileri, insansız sistemlerin geleceğinde önemli bir yer edinmiş durumda. Kolektif hareket ve karar verebilme kabiliyeti, geniş alan farkındalığı, dağıtık yapı sayesinde görev dayanıklılığı ve yapay zekâ tabanlı algılama yetenekleri, bu sistemleri birçok görev profili için uygun hâle getiriyor. Bu özellikler, sürü yapılarını yalnızca saldırı veya savunma konseptleri için değil; keşif, gözetleme, afet yönetimi, kritik tesis güvenliği ve sınır izleme gibi geniş bir yelpazedeki operasyonlar için anlamlı bir çözüm hâline getiriyor.
STM, sürü zekâsı alanındaki çalışmalarını hem akademik literatürden hem de sahadan elde edilen geri bildirimlerden besleyen, uçtan uca entegre bir yaklaşımla sürdürüyor. Geliştirilen mimariler; homojen ve heterojen sürü yapıları, elektronik harp dayanımı, gerçek zamanlı hedef tespiti ve operatör kontrollü angajman prensipleriyle çok yönlü bir sistem ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, sürü dronların yalnızca teknik bir konsept değil, aynı zamanda sahada da uygulanabilir ve sürdürülebilir bir kabiliyet hâline gelmesine katkı sağlıyor.
Günümüzde sürü dronlar artık yalnızca bir gelecek vizyonu değil; test edilmiş ve operasyonel olarak doğrulanmış bir kabiliyet olarak karşımıza çıkıyor. STM’nin bu alandaki mühendislik çalışmaları, Türkiye’nin insansız sistemler alanındaki yetkinliğini daha ileri taşımaya yönelik önemli bir adımı temsil ediyor. Önümüzdeki dönemde sürü dron teknolojilerinin, daha yüksek otonomi seviyeleri, gelişmiş sensör entegrasyonları ve farklı platformlarla birlikte çalışabilirlik gibi alanlarda daha da olgunlaşması bekleniyor. Bu gelişmeler, insansız sistemlerin hem savunma hem de sivil kullanım alanlarında daha bütünleşik bir yapıya kavuşmasına imkân sağlayacak.